Zamanla ışıltısını kaybeden dişlerinize güvenli bir dokunuş. Kliniğimizde uygulanan tıbbi beyazlatma yöntemleriyle hayalinizdeki parlak gülüşe kavuşun.
Günlük yaşamın vazgeçilmez alışkanlıkları arasında yer alan çay, kahve, renkli ve asitli içeceklerin tüketimi zamanla diş minesi üzerinde birikimlere yol açar. Tütün ürünü kullanımı ve yaşın ilerlemesine bağlı olarak gelişen yapısal değişimler de eklendiğinde, dişler doğal beyazlığını ve parlaklığını kaybederek daha koyu ya da sarımsı bir görünüme bürünür. Dişlerin yüzeyinde ve derin dokularında meydana gelen bu renk değişimleri, cerrahi olmayan ve diş dokusuna zarar vermeyen medikal yöntemlerle giderilebilmektedir. Klinik ortamında hekim gözetiminde yürütülen diş beyazlatma (bleaching) süreci, tamamen bireyin ağız anatomisine uygun ajanların kullanıldığı tıbbi bir estetik prosedürdür.
Modern diş hekimliğinde dişlerin tonunu açmak amacıyla hastanın ağız sağlığı durumuna ve ihtiyacına göre şekillenen iki temel tıbbi yöntem öne çıkmaktadır:
Başarılı bir bleaching uygulamasının temel şartı, işlem öncesinde ağız içinde tam bir sağlığın tesis edilmesidir. Akçadent Diş Polikliniği olarak, süreç öncesinde hastalarımızın diş minesini ve diş eti sağlığını detaylı bir muayeneden geçiriyoruz. Beyazlatma ajanlarının diş yapısına güvenle nüfuz edebilmesi için varsa mevcut diş çürüklerinin tedavi edilmesi ve diş taşı temizliği (detertraj) işlemlerinin tamamlanması gerekir. Sağlıklı bir zemin hazırlanmadan yapılan uygulamalar, diş hassasiyetini artırabileceği gibi diş etlerinde de irritasyona yol açabilir. Diş minesinde çatlak, aşınma veya ileri derecede diş eti çekilmesi bulunan bireylerde medikal hazırlıklar tamamlanmadan işleme geçilmemelidir.
Beyazlatma işlemi tamamlandıktan sonraki ilk 48 saat, tedavinin kalıcılığı ve başarısı açısından en kritik dönemdir. Bu süreçte diş minesi üzerindeki gözenekler açık olduğundan, renklendirici ajanlara karşı çok daha savunmasızdır. İşlemi takip eden ilk birkaç gün boyunca salçalı yiyecekler, vişne suyu, şarap, kahve, çay ve tütün ürünleri gibi yoğun renk pigmenti içeren maddelerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Ayrıca işlem sonrasında birkaç gün boyunca hafif ve geçici bir sıcak-soğuk hassasiyetinin görülmesi tamamen normal bir biyolojik reaksiyondur. Florürlü jeller veya özel hassasiyet giderici macunlar kullanılarak bu dönem oldukça konforlu bir şekilde atlatılabilir. Akçadent Diş Polikliniği olarak, hastalarımızın ağız yapısına en uygun koruma protokolünü belirleyerek elde edilen beyazlığın uzun yıllar korunmasını destekliyoruz.
Klinik ortamda uzman hekim kontrolünde ve doğru ajanlarla uygulanan bleaching işlemlerinde diş minesinin zarar görmesi söz konusu değildir. Kullanılan tıbbi jeller, dişin en dış tabakası olan mine yapısını aşındırmadan veya inceltmeden, sadece gözeneklere işlemiş olan renkli pigmentleri oksijenasyon yöntemiyle çözer.
Tedaviyi takip eden ilk 24 ila 48 saatlik süreçte dişlerde sıcak ve soğuk gıdalara karşı hafif bir sızlama veya hassasiyet görülmesi tamamen normal ve geçici bir durumdur. Diş minerallerinin kendini yeniden dengelemesiyle bu durum hızla kaybolur; hassasiyetin yoğun olduğu ilk günlerde aşırı sıcak, soğuk veya asitli yiyeceklerden uzak durulması önerilir.
Bleaching uygulamasının kalıcılığı büyük oranda hastanın tedavi sonrasındaki ağız bakımı ve beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak 1 ila 2 yıl arasında değişir. Özellikle işlemden sonraki ilk iki hafta boyunca çay, kahve, salçalı gıdalar ve tütün mamulleri gibi yoğun renklendirici ajanlardan uzak durulması, elde edilen beyazlığın ömrünü doğrudan uzatır.
Canlılığını yitirmiş veya kanal tedavisi sonrasında içeriden grileşmiş dişlere, dışarıdan uygulanan standart beyazlatma yöntemleri tek başına yeterli etkiyi göstermez. Bu tür vakalarda, renk değişimi gösteren dişin içerisine özel beyazlatma jeli yerleştirilerek birkaç gün bekletilmesi esasına dayanan internal bleaching (iç beyazlatma) yöntemiyle başarılı sonuçlar elde edilir.